30 Eylül 2010 Perşembe

sezonun son demleri

Mis gibi toprak kokusu insanin içine işliyor,sonbahar kapıyı araliyor hatta ben geldim diyor artık.Özlemişim yağmurun sesini sessizliğini.Alip derinlere götürüyor seni.Egenin en sevdiğim özelliklerinden biride bu işte gökyüzü pırıl pırıl güneş ben burdayim diye bağiriryor,almişsin buz gibi birani yayılmışsin şezlonguna keyifler yerinde huzura ermişsin sanki birde bakmişsin bir irlikme geliyor uzerine amaninn  kim tukurdü kafama acaba cocuklar su savaşimi yapiyor diye aklından gecirirken birde bakarsin, damlaciklar son suratle gelirler toprak anaya özlemlerini gidermek icin.ne yapmak lazim koşturup denizin serin sularina kendini birakmak demi yaniii:):
  Geri sayim başladi artık herkes bitsede gitsek moduna gecti.Hergecen gün daha sıkıcı olmaya başliyor yoldan gecen arabalari sayıyorsun artık o derece sıkıcı yani.hergecen sene bir önceki seneyi aratir oldu birde ramazan sezona denk gelince vay bizlerin haline.Değişiklik vakti geldide geciyor sanırım yeni bir başlangıc yeni bir bölge yeni bir deneyim belki.Bakalım akıntı nereye sürükleyecek bizi.

9 Eylül 2010 Perşembe

YeNi NeSiL BaYRaM

   Bir bayram daha geldi catti,kavurucu ağustos ayında tutulan veya tutulmaya çalışılan oruçların ardindan.
Sabah yüzüme yansiyan güneşin ışın kılıçlarıyla actım gözlerimi yeni bir güne.Bugün bayram  küskünlerin barıştığı,tatilcilerin iple cektiği,insanlari birbirine yakınlaştiran sevgiyi,saygıyı bizlere hatırlatan anlamlı bir gün.


 Ellinci ormanindan esen yel evimizin camindan iceri doldururdu oksijeni.Rahmetli dedemin sert bir ses tonu ve sert mizacı vardi ama okadar yumuşak bir kalbi vardiki,sabah bayramlaşmaya gelen çocuklar cekinerek kapının zilini calarlardı.fakat bilmezlerdiki o cekindikleri yaşli adam geceden hazirlamaya başlardi zarflarin icine koyduğu harcliklari.
 Sabahın ilk ışıklarinda bayram namazina kaldırırdı rahmetli(topraği bol mekani cennet olsun)saf tutardik omuz omuza,güçlü ve huzurlu hissederdim onun yanında.Buarada ananemde boş durmazdi evde donatirdi masayi, sabah 8.30 sulari başlardi ev trafiği toplanirdi butun aile kahvalti masasinin etrafinda.
 Evde gecen bayram sabahi sefasindan sonra arkadaslar dostlar bekler bayramin tadini cıkarmaya.Bostancı vapur iskelesine ilk gelen başlar diğerlerini beklemeye takiii heybeli ada vapuru kalkana kadar geride kalan beklemeye mahkumdur herzaman bir dahaki seferi.Piknik alişverişi alir ilk sırayı adaya ayak bastiğimizda, faytonlar sıraya dizilmiş bizi bekler adanin diğer ucuna teşrif etmemiz icin.Kumsal butun cıplaklığıyla beklerdi bizi neşemiz ve enerjimizle kurtaralim diye onu yalnizliktan.Bir yanda topoynayanlar,denizin buz gibi sularinda deve güreşi yapan biryanda güneşi vucudunda hissetmek icin ufak cakıllarin üzerine uzanmiş dostlar.Dönüş yolunda kilisenin orda verilen mola günün bombasi olmutu tabii güneşin altinda cimlere uzanmış bir insan sürüsü ve yoldan gecen itfaiye aracıyla bir denklem yapsanız ne cıkar karşınıza biraz düşünün bakalım:) Kimsenin aklına gelmezdi biz itfaiye arabasına laf atıcağiz ya brader güzelliğini yapta sula bizi die tabii adamda hic üşenmezmi kardeşim,in arabadan sistemi hazirla fışkırt tazzikli suları insan selinin üzerinee.
  İşte bayramlar geldiği zaman aklıma hep bu yaşanmış gercek bayramlar geliyor,etrafima dönüp baktığımda ise 21.yüzyıl yeni nesil bayram ortaya cıkıyor,herşeyin sanal dünya üzerinden yürütüldüğü.Umarım bu sadece benim etrafımda böyledir ve insanlar eski bayramlarin tadını cıkarıyorlardır biryerlerde...

   İyİ BaYRaMLaR HeRKeSe

1 Eylül 2010 Çarşamba

hayat öpücüğü

Okadar zor gelirki bazen hayat, cıkış yolunu bulmaya calişrirsin zifiri karanliğin hüküm sürdüğü labirentin icinde.ufak bir ışık ararsın takip edebileceğin yolunu izleyebileceğin,tanıdık bir ses ararsin seni bu dipsiz kuyudan cekip cıkaracak,sırtını yaslıyacağın kendini güvende hissedebileğin ve ümidini,hislerini kaybetmeye başlarsin mutluluğa huzura dair.
 Entrasan bir denge vardir hayatta herkesin bildiği ama nasil işlediğini  keşfetdemediği.sanki bir şeyi kaybetmeden onun degerini anlayamacağimiz  gibi .birazda doyumsuzluktan kaynaklaniyor snırım elimizde olan degerlerin farkına varamiyoruz.Sanıyoruzki hayatimizin kumandasi elimizde istediğimiz zaman durdurabiliriz ve ona ani tatmin olana kadar yaşariz ,olmadimi geri alir tekrar yaşariz:)keşkeee!!! Böyle bir alet icat etseler dünyanın hollywood tan farkı kalmazdi herhalde.
 O sihirli dokunuş vardirya hic beklemediğiniz ama gercekten cok ihtiyaciniz oldugu biran size kim olduğunuzu veya hayalleriniz olduğunu hatırlatan o temas işte.Uzun bir süredir bende o kısır döngünün icinde bulmuştum kendimi,iyice monotonlaşmaya giden bir hayat (+ev%iş)-/-(iş-%ev)denklemi yani.Biri esmer,biri kumral iki kız girdi caliştiğim mekana nerden bilebilirdimki okızlardan biri bana hayatin nekadar güzel yaşamaya değer ve uzun süredir aynaya bakmayi uuttuğumu hatırlatacağini!!!

 Herşey anlayana.anlayıpta kıymetini bilene güzeldir!!!